24 Temmuz 2010 Cumartesi

survivor

Bu tabloyu Cemrecan geçen yıl doğum günümde hediye etmişti, aldığım en güzel hediyelerden biri, çok sevinmiştim. Tabloda entersan hiçbir olay yoktu, her tablo gibi yerinde duruyor, kenarlarına birşeyler tutuşturuyorum, kımıldamadan hiçbir hayat belirtisi olmadan orda duruyordu. Taa ki.........


Tablonun üzerinde örümcek olduğunu düşünce, oradan almaya çalıştım ben oraya dokundukça örümcek hareket ediyor ama ben örümceğe dokunamıyordum. taaa taaaaa!!! Bu da neydi böylee???
Ve bu hayvancık bu tablonun içindeydi:( Burda doğmuş diye düşündük mahalle eşrafıyla. Ne üzücü sen tablonun içinde doğ, kimsecikler yok yapayalnız, kımıldayama (arada hareket ediyor gerçi az da olsa), tam bir mücadeleci. Sanırım Cemre, bu  örümceği bana kendisinin yerine yeni ev arkadaşı olarak takdim etti:))

15 Temmuz 2010 Perşembe

düşünmek, yaşamaktan daha çok acı veriyor

İnsan düşünüyor, zaman zaman değil her zaman tıpkı yaşadığı gibi. önce düşünüyorsun sanra hayat akıyor yaşıyorsun. Eş zamanlı da oluyor. Ama yaşamadan önce başına gelebilceklerle ilgili hayal kuruyorsun kurguluyorsun, düşünüyorsun. Bazen çok acıtıyor, bazen çok mutlu ediyor; çöküyorsun ya da uçuyorsun. Ama yaşamaya başladığında rutinin hale geliyor ne uçuyorsun ne de çöküyorsun en azından sürekli değil, süreksiz olarak duygu gelgitleri yaşıyorsun sadece.
Bu durum düşüncenin ne kadar sonsuz olduğu gösteriyor bana sonsuz duyguyu yoğun yoğun hissediyorsun. Hayat acıtıyor.

18 Haziran 2010 Cuma

Hiç

Bir hiçliğin içinde yüzüyorum sanki. Her tarafımda hiçlik var, yani birşey yok, hayat akıp gidiyor ve ben izliyorum. Ne çok üzülüyorum, ne çok seviniyorum, hiçbirşeye dokunamıyorum, duygularım alınmış gibi biri hariç o da; hiçliğin varlığını hissetmem. İnsanlardan uzaklaşmak istiyorum, o hiçlik algımı onların görmesini istemiyorum. Onlardan birşeyler saklıyorum belki de kendimce. Zayıflıklarımı görmelerinden rahatsız oluyorum. peki bu zayıflık mı? boşluk içinde yüzmek? Yok değil aslında rutinden sıkıldığımın bir zincir daha kırma zamanının geldiğinin göstergesi, bu sefer hangisini kırmam gerekiyor acaba? Ya da bu hayatın herkesi kendi hikayeleriyle veya oyunuyla oyalama biçimi. Hepsi birer yanılsama, reel dünya tüm obje ve subjeleriyle zihnimden içeri giriyor bazen ayna (algılarım) puslu gösteriyor, bazen güneşli, bazen de karıncalı. Bugün fazla karıncalı görüntü bi kapatıp açıyım ben.