2 Ağustos 2010 Pazartesi

ne yazsam ki?

Aklımda o kadar çok şey var ki yazmak için, ama kesinlikle toparlayacak akıl yok şu an için ama yazmazsam da aklımdakiler içimde patlayacak sanki. Bir başlayalım bakalım neler çıkacak...

Konuyu anlatamayacağım ama bir soyutlamayla hislerimi aktarmaya çalışacağım. Bazı bildiklerinizi vardır, aslında bilmek istemezsiniz, ama biliyorsunuzdur. Onun gerçekliğine dair kelimeleri kullanmazsınız,itinayla sakınırsınız, sanki kullanınca gerçekliği daha bir gerçek olacak gibi hissedersiniz. Bu bilgi ne yüzeydedir ne de derinde, yeri yoktur, kalıcıdır ama siz kalıcı gibi davranmak istemzsiniz ona. Kalıcı olmasını istemezsiniz. Bu yüzden kendinizce(!) biraz derinlere gönderirsiniz, farklı kılıflara bürüsünüz, farklı algılamak ve algılatabilip size öyle yansımasını sağlamak için. Beyninizle birlikte çeşitli oyunlar oynarsınız, bu sizi rahatlatır kısmen, yarı zamanlı. Ta ki, sizin itinayla kullanmadığınız kelimeleri biri kullanana kadar, o kadar özensiz ve düşüncesizdir ki gerekli gereksiz cümle içinde kulanır, sen zaten cümleyi duymazsın sadece o kelimeyi duyarsın, o kelime büyük harflerle diğerleri küçük harflerle söyleniyordur sanki, yankı yapar kulağınızda, beyninizde, sonra konuşamazsın, çeker gidersin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder