5 Ekim 2010 Salı

napıyorum?

Napıyorum ben? Bu soru beni sarsmıştır zaman zaman. Koşturursun ordan oraya yapman gereken bir sürü işin vardır bazılarını yaparsın, bazıları yapmak için cebelleşirsin. Bunlar için arkadaşlarınla yaptığın planları, eğlenceli vakitleri  bir kenara bırakırsın. Yaptığın iş senin için önemlidir. Öyle düşünürsün, öyle mi gerçekten? Bu aralar yaptığım herşey çok anlamsızlaştı. Tez konusu bulmam gerekiyor? Bu yetiştirmem gereken işlerin bana zor gelmesi ya da külfet gibi algılamamla ilgili bir şey değil. Zor olan benim her zaman ilgimi çekmiştir. Ama çekici olması lazım, Sanırım şu aralar cazibesini kaybetti. Herşey o kadar anlamsızlaştı ki.
 Böyle dönemlerim hep olmuştur. Uzun ya da kısa süreli. Şimdi düşüneyim nasıl üstesinden geliyorum bunların, ayrıca kendime farkındalık yaratmak için? Şöyle oluyor, çoğu zaman kendimi akıntıya kaptırıyorum ve sürükleniyorum, o esnada düşünmediğim için bu durum beni rahatsız etmiyor. Bilincim uyuyor yani, ta ki uyandıracak bir şey bulana kadar. Biliyorum ki gene aynı şey olacak. Bir uyuyacağım, bir uyanacağım,...böyle devam edecek. Umarım hep uyuyakalmam.

fare çıkarması

Bundan yaklaşık 1 hafta önce yatağa yeni yatmıştım ve biryerlerden çatır çutur sesler gelmeye başladı. Önce nereden geldiğini pek anlamadım. yan apartmandan birilerinin pencere önünde olabileceğini düşündüm. Kalktım baktım ama kimse yoktu. Ama sesler mutfaktan geliyordu, mutfağın kapısını kapattım. "Paranormal activity" deki gibi evde mistik olayların döndüğünü düşünüp uyumaya çalıştım. Tabi uyumaya çalışırken bir yandan da ağlıyordum. Çaresiz hissettiğim durumlarda yapabilidğim en iyi şey. Bir kaç gün akşam gelen gürültüler eşliğinde uyumaya çalıştım ve tabi ki mutfağın epsilon komşulğuna girmemeye çalışıyorum.

Daha sonra Cemre ve Ali'yle buluştuğumuz bir gün olanları anlatığımda Cemre, evde fare olabileceğini söyledi. Suratımın aldığı ifadeyi ve iç gıcırtısını şimdi bile hissedebiliyorum. O akşam sesin sadece tezgahın altındaki dolaptan geldiğini farkettim. Büyük bir cesaretle dolabın kapağını hafifce açtığımda ıghhh iğrenç hafif bir kıpırtıyı gördüm. Bulaşık makinesinin gideri vardı orda boru, ve arkadaşın hangi yolla eve teşrif ettiğini de öğrenmiş olduk. Ama iğrenç ötesi bir duygu; benim en çok korktuğum şeyler fare, börtü böcek. Böylelikle ben mutfak kapısını bile açamaz oldum. 2 günde böyle geçti. Babamın fareli evin kavalcısı ve yeni ev arkadaşımla aramın nasıl olduğu espirilerine maruz kalaraktan, bizimkilerin ısrarı üzerine ev sahine gittim. Tabi öncesinde hazırlıklarımı yaptım marketen fare zehiri aldım. Adamcağız kapanı kaptı geldi oğluyla. Fare yok etme timi hazır ve de nazır. Ama çok komikti ben mutfağın dışında kapı aralığından talimatlar veriyorum. Ev sahibi mutfağı genel olarak taradı, ben de ısrarla sadece dolabın içinde olduğunu söyledim ama adam da nefret edermiş fareden. Neyse sonra dolap açıldı, detaylı bir arama operasyonundan sonra farenin yaşam alanı tespit edilerek bu alanı terk ettiğini belirlendi, tim tarafından.

Sonrasında fare kardeşin kendine yaşam alanı yaptığı o raftaki bütün tencere, tava, kavanozları attım. Fare sonrası hayatımın temizliğini yaptım. Demek ki herşeyin bir ilki varmış. Umarım ve de dilerim son olur.