26 Nisan 2010 Pazartesi

aceminin ubuntu gunlugu

Selam sevgili okurlar, sizlere ubuntu isletim sistemimden yazdigim ilk blog yazim, sizin de fark ettiginiz uzere klavyem ingilizce oldugu icin turkce karakter kullanamiyorum.

Linux isletim sistemlerine merakim yeni filizlenen meraklarimdan bir adeti. Yazilim+donanim konusunda cok bilgili biri degilim ama bu aralar fena merak saldim. 2 hafta once pardus' u kurdum bilgisayarima yaklasik 1 hafta kadar onu kullandim, guzeldi ama cigligini ve acemiligini hissediyorsun. Pardus dan sonra hedef ubuntu idi. Onu da Ali sayesinde ogrendim, linux isletim sistemleri icinda en cok kullanilaniymis. Kurulum cd'si de gelince bugun ubuntu 10.4, en son surum hemecik kurdum. Super heyecanli birsey, sanirim yeni olan bircok sey beni heyecanlandiriyor. Ubuntu' yu begendim. Kullanimi cok rahat, simdilik cok fazla karistiramadim bunlar ilk izlenimler. Zaten karistirsam bile teknik konularda ne kadar yazabilirim. Ama sunu farkettim bu surecte, farkli isletim sistemlerini kullanmanin en guzel tarafi, surekli mecbur kaldigin aslinda bir sekilde sana dayatilan isletim sisteminin, neler sundugunu daha iyi goruyorsun. Kiyaslama sansin artiyor, artilarini ve eksilerini daha iyi degerlendirebiliyorsun, ya da degerlendirebilecegini dusunuyorsun;> Kisacasi daha da ozgurlesiyorsun. Pardus un ozgurluk icin slogani bu noktada cok basarili olmus.

Not; Ali'ye bu surecte, canli ubuntu forum gorevi ustlendigi icin tesekkuru borc bilirim

25 Nisan 2010 Pazar

"Club for five" konseri

Ankara Muzik festivali kapsamında 22 nisanda "Club for five" 'ın konseri varmış meb şura salonunda, ben de aynı gün öğrendim. Şans bu ya, daha doğrusu Cemre'nin şansı iş arkadaşında 2 adet bilet varmış. Biz de kaptık biletleri gittik. Buradan Pınar'a teşekkürlerimi sunuyorum ayrıca. Hiçbir muzik aleti kullanmadan ağızlarıyla muzik yapan Finli bir grup, çok orijinal.  Grup 5 kişiden oluşuyor;

Maija Sariola, sopraano
Susanna Hietala, altto
Jouni Kannisto, tenori
Tuomas Ahola, baritoni
Tuukka Haapaniemi, basso
 Herbirinin ses çeşitleri çok farklı, bilmiyorum literatürde ses çeşidi olarak mı geçiyor ama anladınız siz onu:)
Konser öncesi kahvemizi yudumlarken seyirci profili hakkında sosyolojik bir araştırma yaptık, veri toplama aracımız ise sadece gözlerimizdi. Bu esnada gözümüze Finli insanlar takıldı. Dedik napsınlar memleket hasretiylen yanıp tutuşuyorlardır, hasret giderelim, çoşalım demişler:) Konserin ikinci bölümünün başlangıcında solistlerden biri (favorimdir kendisi, fotoda en soldaki) çoğu kişi bu sesleri ağzımızdan çıkardığımıza inanmıyor ama şimdi biz size bunu göstereceğiz diyerek,  bazı muzik aletlerinin seslerini çıkardılar. Saksafon, elektro gitar, ritim...vs. Çok eğlenceliydi, her ne kadar seyircilerin çoğunda ölü toprağı serpilmiş edası vardıysa da, onu çözemedim. Teyzenin biri uyuyordu, yanımda oturan teyze de ben gülüp, alkışladıkça bir baktım ki yanımdan kalkmış:) Tiyatro izleyicisi ciddiyetindeydiler. Ya da bizim pencereden öyle görünüyorudu. Ama sonunda herkes çoştu, tekrar sahnede çağırdık çoşkumuzla.

Favorim şarkım "sweet dreams" çok eğlenceli olmuş, hala evde dinleyip dans ediyorum. Bir dinleyin bakın!

24 Nisan 2010 Cumartesi

Cumartertesi Enstanteneleri

Cumartesi günü canınız sıkılır ve ardından müthiş, geniş yemek menüsü repertuarınızdan iki adet diyet kriterlerine uygun  (malum önümüz yaz) enfes, leziz yemek seçilir. Patates püresi ve kaşarlı mantar, ta taa taaa! Kaşarlı mantar kızarmayı unutmuş, bu aralar biraz unutkanlık var, hoşgörmek lazım, zamanla o da olur:) Sonuç olarak, siz bu satırları okurken bu yemek çok uzaklarda olacak. Nerde mi? Kim bilir:)