25 Mayıs 2010 Salı
Towel day
25 Mayıs' da yanında daima bir havlu bulundur, her an yeni bir galaxy de olabilirsiniz. Peki ya yanında havlun yoksa o zaman durum facia!
http://towelday.org/
19 Mayıs 2010 Çarşamba
Evrensel düşünen teorisyen, yerel düşünen uygulayıcı
Hayatımda herşey rutin gittiğimde sıkılırım, farklı birşeylerin olmasını isterim. Sonrasında da yaşadığım farklılıkların bana hissettirdikleri beni içsel karmaşaya götürür. Bir yerlere yerleşmeyi bekleyen duygular, havada asılıdırlar. Benden yer bulmamı isterler. İçimdeki dengeleri yeniden düzenlemem gerekir. Daha öncesinde beni rahatsız etmeyen dengelerin aslında denge değil, dokunulmamışlık olduğunu görürüm. Takıntılarımı görmek canımı sıkar. Dar kalıplarda yaşayıp, geniş kalıplarla düşündüğümü farkederim, evrensel düşünen teorisyen, yerel düşünen uygulayıcı edasıyla.
Kalıplar nasıl geniş olur bilirim, düşünürüm çünkü peki uygulamak?
Bilmek bazen yetmiyor harekete geçmek için peki ne gerekir?
Bilsen bile yerleşmiyor hisler yerlerine, ne istiyorlar benden?
Cevabı bulunca dinecekler, peki ya cevabı bulmadan dinerlerse?
O zaman gerçekten üzülürüm.
Kalıplar nasıl geniş olur bilirim, düşünürüm çünkü peki uygulamak?
Bilmek bazen yetmiyor harekete geçmek için peki ne gerekir?
Bilsen bile yerleşmiyor hisler yerlerine, ne istiyorlar benden?
Cevabı bulunca dinecekler, peki ya cevabı bulmadan dinerlerse?
O zaman gerçekten üzülürüm.
Etiketler:
evrensel,
iç karmaşa,
kaos,
sorular,
teorisyen,
uygulayıcı,
yerel
16 Mayıs 2010 Pazar
14 Mayıs 2010 Cuma
The Fountain
Genelde içimi acıtan, ağlatan ve farklı kurguları olan filmleri seviyorum. The Fountain'den onlardan biriymiş, Darren Aronofsky'nin filmi. Neler var filmde? Fantastik öğeler, aşk ve dram.
Filmin içinde 3 farklı evren vardı: 1. Gerçek yaşam: Tommy ve İzzi'nin yaşam mücadelesinin olduğu.
2. Fantastik evren: Herkesin bir hayat ağacına sahip olduğu ve yaşamı boyunca bunun büyüğü ama öldüğü zaman kuruduğunu gösteren evren. İzzi burada bir ağaçtı. Tommy'nin gene burada da İzzi için mücadelesi vardı.
Bir nevi gerçek hayatın yansıması.
3. İzzi'nin kitabının(The Fountain) sahneleri: İzzi'nin kendiyle özdeşleştirdiği prensesin, ve onu kurtaracak olan kişiyle özdeşleştirdiği Tommy'nin prensesi kurtarmak için mücadelesi var. İzzi hastalığından dolayı kitabı tamamlayamaz ve kitabın son bölümünü tamamlaması için Tommy'ye verir. Aslında gerçek hayatta da kaderini de ona teslim eder.
Filmin beni en çok etkileyen kısmı Tommy'nin İzzi için çabalaması ve İzzi'nin kaderinin kendi elinde gibi davranmasıydı. Yani bu durumu değiştirecek olan kişinin kendisinin olduğunu düşünmesi. Sanırım burada empati kurdum fazlaca. Tabi türk filmi enstanteneleri de vardı, İzzi'nin iyileşmesi için bulduğu ilacın deney sonuçlarının olumlu olduğunun haberini İzzi'nin ölmesinin hemen ardından alması klişeydi biraz. Bir de yüzüğünü kaybetmişti Tommy, İzzi'nin ölümünden sonra yüzğünün olduğu yere dolmakalemle kendine yüzük dövmesi yaptı. Burası da beni dağıtan sahneler arasındaydı. Bolca ağladım yani.
Bir cumartesi sabah kahvaltımı renklendirdi ya da beni parçaladı diyebilirim. Neyse ki sonrasında açık havaya çıkıp kendimize gelebildik.
Etiketler:
aşk,
fantastik,
mücadele,
sinema,
The fountain
4 Mayıs 2010 Salı
o an
Bazı anlar vardır, fotoğraf karesi anı. O anı hiç yaşamayacağını düşünürsün ama yaşadığın zaman da duygusal dengen bozulur, için çızıldar, gözlerin dolar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

