14 Mayıs 2010 Cuma
The Fountain
Genelde içimi acıtan, ağlatan ve farklı kurguları olan filmleri seviyorum. The Fountain'den onlardan biriymiş, Darren Aronofsky'nin filmi. Neler var filmde? Fantastik öğeler, aşk ve dram.
Filmin içinde 3 farklı evren vardı: 1. Gerçek yaşam: Tommy ve İzzi'nin yaşam mücadelesinin olduğu.
2. Fantastik evren: Herkesin bir hayat ağacına sahip olduğu ve yaşamı boyunca bunun büyüğü ama öldüğü zaman kuruduğunu gösteren evren. İzzi burada bir ağaçtı. Tommy'nin gene burada da İzzi için mücadelesi vardı.
Bir nevi gerçek hayatın yansıması.
3. İzzi'nin kitabının(The Fountain) sahneleri: İzzi'nin kendiyle özdeşleştirdiği prensesin, ve onu kurtaracak olan kişiyle özdeşleştirdiği Tommy'nin prensesi kurtarmak için mücadelesi var. İzzi hastalığından dolayı kitabı tamamlayamaz ve kitabın son bölümünü tamamlaması için Tommy'ye verir. Aslında gerçek hayatta da kaderini de ona teslim eder.
Filmin beni en çok etkileyen kısmı Tommy'nin İzzi için çabalaması ve İzzi'nin kaderinin kendi elinde gibi davranmasıydı. Yani bu durumu değiştirecek olan kişinin kendisinin olduğunu düşünmesi. Sanırım burada empati kurdum fazlaca. Tabi türk filmi enstanteneleri de vardı, İzzi'nin iyileşmesi için bulduğu ilacın deney sonuçlarının olumlu olduğunun haberini İzzi'nin ölmesinin hemen ardından alması klişeydi biraz. Bir de yüzüğünü kaybetmişti Tommy, İzzi'nin ölümünden sonra yüzğünün olduğu yere dolmakalemle kendine yüzük dövmesi yaptı. Burası da beni dağıtan sahneler arasındaydı. Bolca ağladım yani.
Bir cumartesi sabah kahvaltımı renklendirdi ya da beni parçaladı diyebilirim. Neyse ki sonrasında açık havaya çıkıp kendimize gelebildik.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder