National Geographic' de yayınlanan bir belgeselden esinlendim "kabile insanı" ismine. Tanna adasında yaşayan insanların medeniyetle tanıştıklarında yaşadıklarını, hissettiklerini aktarıyordu. Çok ilginç bölümler var ve insanı uyuduğu uykudan uyandıran. Kısa bir bölüm geçelim. Bu insanları Londra'ya götürüyorlar ve yolda yürürken aralarında şöyle bir diyalog geçiyor.
Kİ: Ne kadar kalabalık? Bu kadar insan nereye gidiyor böyle?
K: İşe gidiyorlar.
Kİ: Ama bu insanların hiçbiri gülmüyor, yüzleri çok asık ve selam da vermiyorlar, o zaman çalışmalarının ne anlamı var ki?
diye vurucu bir soru geliyor. Şunu hep istemişimdir, içinde olduğum olaylara, hislere dışardan bakabilmek, bunu sağlayan şeyler beni etkiliyor sanırım. "İlk kez görür gibi algılaman için her sabah öylece bırakayım seni dünyaya" diyor ya JJ. İlk kez görür gibi algılama fikrini seviyorum.
*Kİ(Kabile insanı), K(Kameraman)

Aynı programda şu soru vardı: "burada insanlar üstüste çok yüksek evler yapıyorlar, binlerce, ama neden hala bazıları sokakta yaşıyor?" diye.. yine diğer kabile insanı cevap veriyor : "belli ki kimse onları sevmiyor"
YanıtlaSil