18 Haziran 2010 Cuma
Hiç
Bir hiçliğin içinde yüzüyorum sanki. Her tarafımda hiçlik var, yani birşey yok, hayat akıp gidiyor ve ben izliyorum. Ne çok üzülüyorum, ne çok seviniyorum, hiçbirşeye dokunamıyorum, duygularım alınmış gibi biri hariç o da; hiçliğin varlığını hissetmem. İnsanlardan uzaklaşmak istiyorum, o hiçlik algımı onların görmesini istemiyorum. Onlardan birşeyler saklıyorum belki de kendimce. Zayıflıklarımı görmelerinden rahatsız oluyorum. peki bu zayıflık mı? boşluk içinde yüzmek? Yok değil aslında rutinden sıkıldığımın bir zincir daha kırma zamanının geldiğinin göstergesi, bu sefer hangisini kırmam gerekiyor acaba? Ya da bu hayatın herkesi kendi hikayeleriyle veya oyunuyla oyalama biçimi. Hepsi birer yanılsama, reel dünya tüm obje ve subjeleriyle zihnimden içeri giriyor bazen ayna (algılarım) puslu gösteriyor, bazen güneşli, bazen de karıncalı. Bugün fazla karıncalı görüntü bi kapatıp açıyım ben.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder