4 Temmuz 2011 Pazartesi

Amsterdam

9-10 Haziran 2011

İstanbul'dan 3 saatlik uçak yolculuğu sonrası Amsterdam'a geldik. Pasaport kontrolünden geçerken Polis dedi: Neden geldiniz? dedik gezcez biz Amsterdam'ı:) Bize, otel reservasyonlarını (neyse ki çıktıları yanımızdaydı), yanımızda ne kadar para olduğu herhangi bir resmi belge istemeden sözlü olarak sordu. Zaten görevlinin de hadi hemen cevap verin de geçin der gibi bir hali vardı. Amsterdam'a resmi olarak da giriş yapmış olduk böylece, çantalarımızı sırtlandıktan sonra sıra geldi merkeze tren istasyonuna gitmeye . Metroya ya da trene binmek için etrafımızdaki tabelalara bakınırken bilet alınan otomatik makinelerden biri gözümüze çarptı. Başladık karıştırmaya nedir, nasıldır anlamaya çalışıyoruz. Bu esnada birisi bize yardım edebileceğini söyledi. Bozukluğumuz olmadığı için kredi kartımızla biletleri aldık. Bu otomatik makinelerle de böylece tanışmıştık olduk. Tren garında indik, ilk yapacağımız iş bundan sonraki tren rezervasyonlarıydı. Uluslarası bilet ofisini bulduk başladık sıramızı beklemeye. İyi az sıra var deyip sevinirken bir baktık insanlar yarım saat kalıyorlar. Çünkü bizim buraya gelmeden yaptığımız işi onlar şimdi bilgisayar başında görevliyle yapıyorlar gideceklere yerlere karar veriyorlar. Çalışan görevlinin sabrı beni oldukça şaşırttı. Neyse sıra bize geldi, muhteşem planımızı gururla görevliye uzatırken, ilk şoku Berlin treninde yer kalmadığını öğrendiğimizde yaşadık:S Şimdi napcaktık, sonra anladık neden uzun süre beklediklerini insanların:) O zaman Berlin'i geçip direk Prag'a gidelim dedik. Amsterdam'da 1 gün daha fazla kalacaktık. Bu durumda yapacak çok da birşey yoktu. Sonra zorla bir de Prag Budapeşte rezervasyonumuzu da burda yaptırdık. Sonrasında, Gönül ve Evren'nin kalacağı hostele doğru yürümeye başladık, yürümek oldukça keyifliydi. Yeni yerler görmenin de heyecanıyla,hemen makinalara sarılıp bir çöplüğün yanında ilk fotoğraflarımızı çektirdik:)

Eşyaları bırakıp hostelde Ayşe teyze sponsorluğunda birşeyler atıştırdıktan sonra attık kendimizi sokaklara. Elimzideki haritalarla kendimize bir rota belirlyeip başladık yürümeye. Ve burda iki gün geçirmenin de rahatlığı da vardı artık. Amsterdam'da beni en çok etkileyene şey kanallar, bisikletliler ve çiçekler oldu. İnsanlar kaç yaşında hangi koşullarda, hangi kıyafetle olursa olsun bisiklet kullanıyorlar. Tabi bisiklet yolları öncelikle bizi baya bir affallattı. Bisiklete hürmet etmeye alışkın olmadığımız için bisiklet yollarını unutup orda yürümeye başlıyorduk. Bir zil sesiyle kendimize geliyorduk sonrasında:) Sessiz sakin arka sokaklarda baya bir yürüdük, Jordan bölgesi çok güzeldi ve sessiz de turistlerin çok fazla uğramadığı genelde Amsterdam yirlisinin yaşadığı bir bölgeymiş. Bazı insanların neden turistlerin uğradığı yerleri çok tercih etmediğini de burda çok iyi anladım.


 Merkeze geldiğimizde zaten her yer kafayı bulmuş turistlerle dolu. Coffe shoplar, sex shoplar ve red light streetin turizm materyali haline geldiği bir memleket. Turizm öğesi olarak bunları göreceğim aklıma gelmezdi. Bir çok yerde yasak olduğu için gizli saklı yapılan şeylerin burda alenen görmek, evet ya işte bu herşey özgürleşmeli fikri uyandırmadı ben de. Biraz tuhaf geldi herşeyin alenen yapılması. Bilmiyorum hangisi doğru??? 

Akşam olmadan zaten benim kalacağım evi bulmuştuk. Singel caddesinde kanal kenarında şirin bir ev:)) Tabi görünce şok olduk, yeri süperdi.

Tabi bu arada hala hava kararmadı saat 21:00 gibi Gönül ve Evren hosteline gittiler ben de Singel'deki şirin evime:) Evin yeri merkeze 5 dakika yürüme mesafesindeydi. Evin önüne gittiğimde Madda çöpü atmak için dışarı çıkmıştı. Fotoğraflardan tanıdığım için hemen atladım. Selam ben Elçin diyerek:)) Sonrasında eve girdik, ev 1 oda girince var, 1 oda da aşağıda var. Yukarda mutfakla bir oda, aşağıda da yatak odası ve banyo ve tuvalet var. Oldukça şirin bir ev ama penceresi yok. Marco işte olduğu için onunla tanışamadım. Madda'ya baya bir konuştuk, çok şirin biriydi. Amsterdam'da bir italyan olmanın nasıl birşey olduğunu anladım:) Onlarda Amsterdamlıları oldukça soğuk ve donuk buluyordu. Burda 2 yıldır yaşıyorlarmış ama gene ülke değiştirmeyi düşündüklerini söylediler. Ayrıca Madda ile Türk ve İtalyan kültürlerinden konuşurken baya bir ortak nokta bulduk. İtalya'da eski insanların nazara inandıklarını ve bunun için kırmızı biber astıklarını söyledi. Ayrıca evdeki kilimde beni benden aldı:) Ayrıca Amsterdam'daki turizm anlayışıyla ilgili de konuştuk. Genelde buraya İnglizlerin çok fazla geldiğini içmek ve red light street için. Özel olarak bekarlığa veda partilerini yapmak için buraya geliyorlarmış. Hollandalıların 18 yaşındayken otlardan denediklerini sonrasında devam edenin çok olmadığını ve bu konuda iyi eğitildiklerini söyledi. Cemre'ye benzettim Madda'yı oldukça mütevazi ve beni rahat ettirmek için elinden geleni yaptı eksik olmasın. 


 Ertesi gün de sabah Madda da erken kalkmıştı benimle birlikte, bana kahvaltı hazırladı. Sonrasında 10:00 gibi ekiple buluştuk. Asıl görevimiz olan yürümeye başladık. Bugün için biraz daha şehir dışında biryerlere gidelim dedik, çünkü 1 gün içinde merkezi bitirmiştik. Vondelpark'a doğru yürüyeşe başladık. Vondelpark gerçekten çok güzel, huzurlu ve dinlendiriciydi. Oraya vardığımızda çimlere yatıp, dinlendik birşeyler atıştırdık. 



Bir gün öncesinden Madda ile dışarda bir yerde buluşmak için sözleşmiştik. Talia diye italyanların açtığı bir restoran varmış. Bana onların CS den gelen insanlara yardımcı olduklarını ve arası sıra orada CS meetinglerinin düzenlendiğini söyledi. Gönül ve Evren' e de söyledim onlar da geldi. Biz oraya gittiğimizde Madda henüz gelmemişti. İlginç bir yerdi, alt katında birileri müzik yapıyordu. Girişte büfe ve internet vardı. Biz hemen internete saldırdık ve işlerimizi hallettik. Gönül ve Evren ortamı çok sevmediler, gittiler. Ben de Madda yı beklemeye başladım. Buranın sahibiyle biraz konuştum. Burada sattıkları pizza ve makarnaları kendileri yapıyorlarmış. Madda gelince şöyle bir baktı çok da kalabalık olmadığını söyledi ve biz de çok kalmadan ayrıldık. Ertesi gün sabah tren için sabah oldukça erken bir vakitte evden ayrıldım, Madda'yla vedalaşarak evden ayrıldım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder